Genette, Todorov ve Barthes gibi Avrupalı eleştirmenlerin çalışmalarını, Lubbock ve Booth gibi Anglo-Amerikan gelenekten gelen eleştirmenlerinkiyle
sentezleyen Seymour Chatman,
bu kitabında hem sözlü hem görsel ortamda anlatı kuramına ilişkin kapsamlı bir yaklaşım
sunuyor. Chatman, Öykü ve Söylem’de başlı başına
anlatının ne olduğunu çözümlüyor.
Anlatı yapısı
çalışmalarıyla ilgilenenler için hangi ortamda olursa olsun öykü anlatımına
ilişkin eksiksiz ve akıllıca bir araştırma sunuyor. Düalist ve yapısalcı yaklaşımıyla
Chatman, bu
etkileyici çalışmada anlatının ne olduğu (öykü) ve nasıl olduğu (söylem)
sorularını yanıtlıyor.
Seymour Chatman (1928), Amerikalı film ve edebiyat eleştirmeni ve
Berkeley, California Üniversitesi’nden emekli retorik profesörü. Amerikan
anlatı kuramının en önemli figürlerinden ve bu ekolün yapısalcı ya da “klasik”
dalının önde giden temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor. Öykü ve Söylem: Filmde ve Kurmacada
Anlatı Yapısı (1978) adlı çalışmasının
yanı sıra, birçok dile çevrilen yapıtları arasında The Later Style of
Henry James (1972), Michelangelo Antonioni, or, the Surface
of the World (1986), Coming to Terms. The Rhetoric of Narrative in Fiction and Film
(1990) ve Paul Duncan ile yazdığı Michelangelo Antonioni: The Complete Films
(2004) adlı çalışmaları bulunuyor.
Özgür Yaren, 1995 yılında Samsun Anadolu Lisesi’ni
bitirdi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olduktan sonra, aynı
okulda yüksek lisansını Devrim
Sonrası İran Sineması üzerine, doktorasını
Avrupa Göçmen Sineması* üzerine yaptı. Trik Trak isimli kısa filmle 1999’da Ankara Uluslararası Film Festivalinde ödül
aldı. Kısa bir süre TRT’de yapım asistanı, Ankara Üniversitesi’nde araştırma
görevlisi olarak çalıştı. Halen Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde
öğretim elemanı olarak görev yapıyor.
* Altyazılı
Rüyalar (2008), Ankara: De Ki Basım Yayım Ltd. Şti.
İçindekiler
1 Giriş
Anlatı ve Kuram
Bir Anlatı Kuramının Öğeleri
Anlatı Göstergebilimsel bir Yapı mıdır?
Ortaya Konuluş ve Fiziksel Nesne
Anlatısal Çıkarım, Seçme ve Tutarlılık
Anlatı Yapısının bir Taslağı
Bir Karikatür Bandı Örneği
“Okumak” ve “Okuma Yapmak”
2 ÖYKÜ: Olaylar
Ardışıklık, Olumsallık, Nedensellik
Gerçekgibilik ve Güdülenme
Çekirdekler ve Uydular
Öyküler ve Antiöyküler
Geciktirim ve Sürpriz
Zaman ve Olay Örgüsü
Sıralama, Süre ve Sıklık
Zaman Ayrımları Nasıl Ortaya Koyulur
Anlatı Makroyapısı
ve Olay Örgüsü Tipolojisi
3 ÖYKÜ: Varlıklar
Öykü Uzamı ve Söylem Uzamı
Sinemasal Anlatıda Öykü Uzamı
Sözlü Anlatıda Öykü Uzamı
Öykü Varlıkları: Karakter
Aristo’nun Karakter Kuramı
Biçimci ve Yapısalcı Karakter
Anlayışları
Karakter üzerine Todorov
ve Barthes
Karakterler Açık Yapılar mıdır, Kapalı
Yapılar mı?
Açık bir Karakter Kuramına Doğru
Karakter: Bir Karakteristik Özellik
Paradigması
Karakter Türleri
A. C. Bradley
ve Karakter Analizi
Zaman/Uzam
4 SÖYLEM: Anlatılmamış Öyküler
Gerçek Yazar, Ben Anlatıcı, Anlatıcı,
Gerçek Okur, İma Edilen Okur, Muhatap
Bakış Açısı ve Bakış Açısının Anlatı
Sesiyle İlişkisi
Sinemada Bakış Açısı
Anlatıcıların ve Karakterlerin Söz
Edimleri
“Anlatılmamış” Temsilin Genel İlkeleri
Anlatılmamış Kayıtlar: Yazılı Tipler
Saf Konuşma Kayıtları
Kendi Kendine Konuşma
Düşünce Kayıtları: Doğrudan Serbest
Biçem = İç Monolog
Bilinç Akışı = Serbest Çağrışım
Sinemada İç Monolog
5 SÖYLEM: Örtük Anlatıcılara karşı Açık Anlatıcılar
Örtük Anlatıcılar
Dolaylı Etiketlenmiş ve Serbest Biçem
Anlatısal Amaçlar Doğrultusunda
Cümlelerin Yönlendirilmesi: Varsayım Örneği
Anlatı Aktarımında Yetki Sınırlaması
Değişken Sınırlı Erişime karşı Her şeyi
Bilen Zihinsel Erişim
Açık Anlatı: Zaman/Uzam Betimlemeleri
Açık Anlatı: Zamansal Özetler
Karakterlerin Düşünmediklerine ve Yapmadıklarına
İlişkin Raporlar
Ethos ve Yorum
Yorumlama
Örtük Yorumlama: İronik
Anlatıcı ve Güvenilmez Anlatıcı
Öykü Üzerinde Yorumlama: Anlamlandırma
Öyküdeki Yorumlama: Yargılama
Öyküdeki Yorumlama: Genelleme
Söylemde Yorumlama
Muhatap
SONUÇ
Dizin
Türkçe – İngilizce Kavram Karşılıkları
Çevirmenin Önsözü
Seymour Chatman, alanında referans
haline gelmiş Story and Discourse adlı kitabı yazalı otuz yıldan fazla zaman
geçmiş. Ancak onun kullandığı, birçoğu çok daha önceleri de kullanılan edebiyat
kuramı ve sinemaya ilişkin teknik kavramların Türkçe karşılıkları hala oturmuş
değil. Bu nedenle her kaynakta farklı karşılık buluyorlar. Bu karşılıklar da
her nedense büyük ölçüde yeniden yarattığımız “öz Türkçe” paradigması
içinde türetilen, saydam (anlamını çağrıştırma-yan) sözcükler oluyor. Belki de
on birinci yüzyılda at binip kılıç ku-şanan atalarımızın roman okumadıklarını ya da film seyretmediklerini
hatırlayıp, bu alanlardaki kavramlara önereceğimiz karşılığın kulağa Çağatayca
gibi gelmesi zorunluluğunu bir kenara atmalıyız. Sizleri bilmem ama ben ne
zaman ‘almaç’ lafını duysam, aklıma kamera değil, önceki cümledeki adamların
heybesinde saklı tuhaf aletler geli-yor. Buna rağmen
birçok kavrama ‘-sel’, ‘-sal’ ekleriyle türetilmiş karşılıklar önerdiğimi
(edimsel, deyimsel vb) ancak zorlama bir “arı-lıkla”
kendimi kısıtlamayıp, dilimizin ‘muhatap’, ‘tezahür’ gibi ‘ola-naklarını’ da doya doya
kullandığımı belirtmeliyim. Bu tartışma bir yana, okura kolaylık sağlaması için
elinizdeki çeviride dilimizde kar-şılığı oturmamış
kavramların orjinalleriyle, kullanılan karşılıkların
verildiği bir kavram indeksi yer alıyor.
Chatman’in kuramı sıklıkla anlatısal ya da sinemasal gramerle
doğal dilin grameri arasında koşutluk arıyor. Doğal dildeki belli kul-lanımların, özellikle de zaman kiplerinin kullanımından
yola çıkarak anlatı gramerine ilişkin çıkarımlarda bulunuyor. Chatman’in İngiliz-ce’nin gramer
yapısına dayanarak kurduğu bu ilişkiyi dilimize olduğu gibi çevirmek pek olası
değil. Çünkü İngilizce ve Türkçe’nin örneğin zaman
kipleriyle ilgili birbiriyle tamamen örtüşmeyen farklı olanakla-rı var. Bu nedenle Chatman’in
kuramını Türkçe’ye çevirmek yerine Türkçe için
yeniden düzenlemek belki de daha anlamlı olurdu. Ancak bu görev çevirmenin
sorumluluk alanını aşıyor.
Bir alıntı içinde
‘ç.n.’ notu olmayan bir köşeli paranteze rast-larsanız,
içeriğinin bu kitabın orjinal yazarına ait olduğundan
emin olabilirsiniz. Ancak yukarıda bahsettiğim çeviri/uyarlama sorunları
nedeniyle metinde zaman zaman çevirmenin notlarına da
rastlaya-caksınız. Bu nedenle doğrudan yazara ait
metinler içinde yer alan ve tabii ‘ç.n.’ kısaltmasıyla başlayan köşeli
parantezlerle zaman zaman metne müdahale etmekten
kaçınamadığımı ama bunun zo-runluluktan
ötürü olduğunu belirtmem gerekiyor.
Özgür
Yaren / Van
Önsöz
Fransızlar son
zamanlarda edindikleri etimolojik coşkularıyla, anlatı yapısı çalışmaları için narratologie sözünü icat ettiler. Anglo-Amerikan
entelektüel topluluğu ise belki de haklı nedenlerle, –oloji
takısının olur olmadık yerlerde kullanılmasına şüpheyle yaklaşıyor-du. Yine de bu adlandırmanın sorgulanabilirliğiyle konunun
geçerli-liği birbirine karıştırılmamalıdır. Kütüphaneler
İngilizcede yazılmış belirli türler, sözgelimi romanlar, epikler, kısa öyküler,
masallar, fabllar, vs üzerine yapılan çalışmalarla dolup taşsa da genel olarak
anlatı konusunda çok az kitap bulunur. Türsel farklılıkların analizi-nin ötesinde genl olarak
anlatının kendi içinde ne olduğunun sap-tanması
yatar. Edebiyat eleştirmenleri sözlü ortamı özellikle ve faz-lasıyla dikkate alma eğilimindedirler. Oysa onlar da
gündelik yaşan-tılarında filmler, karikatür bantları,
resimler, heykeller, dans hareket-leri ve müzik
yoluyla öyküler tüketirler. Bu farklı yapılar arasında bir ortak payda
olmalıdır, yoksa “Uyuyan Güzel”in filme, baleye ya da bir mim gösterisine
dönüşebilmesini açıklayamayız.
Bana göre bu
sorunları en ilgi çekici biçimde ele alan, Aristocu gelenekten gelen düalist ve
yapısalcı yaklaşımdır. Ben, Roland Barthes, Tzvetan Todorov ve Gérard Genette gibi Fransız yapısalcıları takip ederek kafamda ne
ve hangi yolla sorularını oturtuyorum. Anlatının ne’si, onun ‘öykü’südür, yol’u
ise onun ‘söylem’i. Birinci bölüm argümanımın özet
halindeki açıklamasını ve varsayımlarını içeriyor. İkinci ve üçüncü bölümler,
‘öykü’nün bileşenlerine, olaylara ve varlıklara (karakter ve zaman/uzam)
odaklanıyor; Dördüncü ve beşinci bölümler ‘söylem’i, öykünün aktarılmasında
kullanılan yolları ele alıyor. Kitabı düzenlerken sadece iki ana grubun
sıralamasında keyfi davrandım. Söylemle başlayıp öyküyle bitirmek de mümkündü
ancak anlatının kuramsallaştırılması tarihini daha iyi yansıttığını düşündüğüm
için, bu düzenlemenin tersini seçtim (kuramsal tarihle doğrudan ilgilenmek
istediğim için değil; konunun tarihsel boyutuna sadece argümanım
için geri plan olarak, asgari düzeyde eğilebilirdim). Ancak okuyucuya kendi
bölümlerini seçip istediği sırayla okuması gibi popüler bir seçeneği istesem de
öneremeyeceğim. Parçalarının bir anlam ifade edebilmesi için, ne pahasına
olursa olsun, kuram bir bütün olarak okunmalı.
Bir kuramı okumak,
onu yazmak kadar zordur. Kuram, titiz, katı ve sıkıcıdır. Yine de ben elimden
geldiğince onu canlı tutabilmek, ayrımlarını kafa karıştırıcı olmadan
kışkırtıcı kılabilmek için uğraş-tım ve hepsinin de
ötesinde uygulanabilirliğini değerlendirmek ve göstermek için mümkün olan her
yerde örneklerden alıntılar yaptım. Kitabın yazım aşamasında bazen örnek önce
gelip ayrımı berraklaş-tırdı. Sanat, kuramın kuramının dile getirdiklerini
belgeleyerek yar-dım etti bana. Sözgelimi dolaylı
serbest edebi biçemin olumlu ve olumsuz yanları hakkında yazarken, akademik
düzyazıya bir parça Joseph Conrad alaycılığı
karıştırmak okumayı kolaylaştırır. Bu arada kitabı satın alınabilir ve
okunabilir sınırlarda tutabilmek için birçok hoş ve zor bulunan örneği elemek
zorunda kaldım.
Bu çalışmayla
ilgili en çok denge ve amaç sorunlarını yaşa-dım.
Neden tam bu kadar kuramı (daha fazlasını değil) ortaya koy-duğumu
açıklamak durumundayım. İlk amacım elimden geldiğince açık bir şekilde
öykü-söylem dikotomisinin sınıflandırma mesele-sini
çözmek ve konunun başkalarının ve kendimin aklına getirdik-lerini
ortaya koymak oldu. Bu nedenle edebiyat üzerine çalışan akademisyenleri
ilgilendiren, anlatıya ilişkin birçok başlığı dışarı-da bıraktım. Buluş, mimesis, türlerin tarihsel gelişimi, anlatıların, edebiyatın
diğer boyutlarıyla, antropolojiyle, felsefeyle, dilbilimle ve psikolojiyle olan
ilişkileri gibi başlıklar böylece dışarıda kaldı. Çünkü anlatıya bir kenarından
değen her ilginç konuyu tek bir cilt altında toplamak mümkün değildi ve belki
de onlardan bahsetmemek, bahsedip de asıl tartışmayla ilişkilendirmemekten daha
iyiydi. “Anlatı Nedir?” sorusuna makul ve modern bir karşılık öneriyorum.
“Anlatının gerekli ve yardımcı bileşenleri nelerdir ve bunlar aralarında nasıl
bir ilişki kurarlar?” Ancak anlatıda yer alabilecek her şeyi hesaba katmak
istemiyorum (buna gücüm de yetmezdi zaten). Ben içerikten çok biçimle ya da bir
biçim olarak ortaya konulabilen içerikle ilgileniyorum. Benim asıl nesnem
anlatı biçimidir, sözel nüans, grafik tasarım, bale
adımları gibi anlatıların yüzey formu değil. Biçem, üslup ya da stil, bu
anlamda ortamın dokusu, etkileyicidir ve çalışmamı okuyanlar bunun üzerinde çok
zaman harcadığımı bilirler. Yine de biçemsel detaylarla ancak kendilerinden
daha geniş, daha soyut anlatısal hareketlere katıldıkları ya da onları açığa
çıkardıkları ölçüde ilgi-leniyorum.
Anlatı yapısıyla
ilgili başlıkların bana özellikle çarpıcı, tartışma-lı
ya da zor gelenleri üzerine odaklandım. Eleştirel tartışmalarda “bakış açısı”,
“bilinç akışı”, “anlatının sesi”, “üçüncü kişi anlatımı” gibi kavramlar çok sık
suistimal edilirler. Terminolojiyi açıklarken,
eleştirel kavramları mümkün olduğunca uygulanabilir ve tutarlı olarak
tanımlayabilmeyi, ancak sıkıntılı konuları, avangard
öyküleri, konunun sınırları olarak değerlendirmeyi umuyorum.
Kuram dediğiniz
şey aslında meta eleştiri olduğundan, hiç çe-kinmeksizin Wayne Booth, Mikhail Bakhtin, Barthes, Genette, Todorov gibi
eleştirmenlerin ve kuramcıların yazılarından oldukça büyük boyutlarda alıntılar
yaptım. Amacım polemikleştirmek değil en güçlü
kavrayışları, Anglo-Amerikan, Rus ve Fransız
anlayışla-rını sentezlemekti. Belirli bir ekolü
savunmadım. Beni ilgilendiren, sanatçıların ve seyircilerin olduğu kadar
kuramcıların ve eleştir-menlerin pratiği (davranışları diyesim
geliyor) idi.
Son olarak özel
bir nedenle ilgilendiğim sanılabilecek kadar çok alıntı yaptığım belli bir
öyküden, James Joyce’un “Eveline”inden
bahsetmek istiyorum. Elbette bu öyküyle aramda bir tür aşk ilişkisi var: Eveline, benim anlatı kuramıyla ilgilenmeye ilk cüret
edişimin; Roland Barthes’in
1966’da geliştirdiği fazlasıyla detaylı tekniği uyguladığım nesnesidir. Ancak
bu öyküye karşı süren ilgim, duygusal olmaktan daha fazlasıydı. Bu öyküyle
karşılaşmalarımın tarihini izleyerek, kuramsal merakın bazı analitik
katmanlarını orta-ya çıkartabildim. Yeni bir materyalle muhtemelen
gerçekleşmeye-cek bir durumdu bu. Dahası orjinal makaleyi bu kitapla karşılaştıran Fransızca
bilmeyen okurlar, narratolojist’ler arasında benzer
geliş-meler bulabilir. Her durumda, aksi belirtilmedikçe çeviriler bana aittir.
Nazik eleştirileri
ve tavsiyeleri nedeniyle Zelda ve Julian
Boyd’u, Eric Rabkin, Jonathan Culler, Bernhard Kendler, Barbara Herrnstein Smith, Susan Suleiman ve Thomas Sloane’u burada anmak isterim. Bu çalışmanın
son müsveddesini okumasalar da Robert Alter, Robert Bell, Christine Brooke-Rose, Alain
Cohen, Umberto Eco, Paolo Fabbri,
Marilyn Fabe, Stanley Fish, Gérard Genette,
Stephen Heath, Brian Henderson, Frederic Jameson, Ro-nald Levaco,
Samuel Levin, Louis Marin, Christian Metz, Bruce Morrissette, Ralph Rader, Alain
Robbe-Grillet, Robert Scholes, Tzvetan Todorov’dan ve Boulder, Colorado,
1977 Estetik Yaz Enstitüsü, Irvine, California, 1977
Eleştiri Okulu katılımcılarından çok şey öğrendim. Roland
Barthes’in çalışmaları benim için özel bir ilham
kaynağı oldu.
Berkeley,
California Üniversitesi Araştırma Komitesi’ne, bu kitabın yazım aşamasında
sağladıkları finansal destek nedeniyle minnetarım. Judith Bloch ve Margaret Ganahl, kitabın
hazırlanma-sında paha biçilmez yardımlarda
bulundular.
Bana daha önce
yayınlanmış materyalleri kullanma izni veren editör ve yayıncılara da
teşekkürlerimi bildirmek isterim. 2. Bölümün bazı kısımları, L’Esprit Créateur, 14(1974)’de “Genette’de Zaman İlişkileri Analizi” adıyla; 1. Bölümün
bazı kısımları New Literary History,
6 (1975)’de “Bir Anlatı Kuramına Doğru” adıyla; 4. Bölü-mün
bazı kısımları Poetica, 1 (1974)’de “Kurmaca ve
Sinemada Anlatı ve Bakış Açısı” adıyla yayınlanmıştı. 5. Bölümün bazı kısımları
ise Roger Fowler’in editörlüğünde
yayınlanan Style and Structure in Literature: Essays in the New Stylistics (c) Basil Blackwell
1975 (Edebiyatta Biçim ve Yapı: Yeni Biçembilimde Metinler) kitabında “Anlatı
İletiminin Yapısı” adıyla yer almıştı. Bu son yazı Cornell University
Press ve Basil Blackwell’in
izniyle kul-lanıldı.
Seymour Chatman / Berkeley,California
De Ki / 40
Öykü ve Söylem: Filmde ve Kurmacada
Anlatı Yapısı
(Story and Discourse:
Narrative Structure in Fiction and Film)
Seymour Chatman
© De Ki Basım Yayım Ltd. Şti., 2008
© Cornell University
Press, 1978
5846 Sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu uyarınca her hakkı saklıdır. De Ki Basım Yayım Ltd. Şti.’nin yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen çoğaltılamaz.
İngilizce’den Çeviren:
Özgür Yaren
Yayına Hazırlayan: Sinem Umman
Teknik Hazırlık: Binali Mansur
Kapak Tasarımı: İLEF Reklâm Atölyesi
Kapak Resmi: Alfred Hitchcock’un Vertigo (1958) filminden bir ayrıntı.
Baskı: Cantekin
Matbaası (0 312 384 3435)
Birinci Baskı: Nisan 2009 (1100
Adet)
ISBN: 978-9944-492-43-0
Bandrol Seri No Aralığı: SKB-VOE 622686’dan, SKB-VOE 623785’e kadar.